top of page

    Motra Aurora, ışığın ortaya çıkışını temsil eden aurora ile motranın kız kardeşlik anlamını bir araya getirerek, portreler arasında süreklilik taşıyan kolektif bir geçiş hâlini tanımlar. Sergide, farklı kültürlerden ve yaşam deneyimlerinden gelen, farklı meslek gruplarına ait yirmi dört kadın yer alır. Portreler, her bir kadının bireysel hikâyesini görünür kılarken, aynı zamanda aralarındaki görünmez ilişkileri ortaya çıkarır. Her portre, yaşam deneyimini ve mesleki yolculuğu yansıtırken, diğer portrelerle birlikte düşünülür ve onlarla ilişki kurar.  Bu kadınlar, aynı masada buluşan, deneyimlerini paylaşan ve birbirlerini destekleyen bir topluluğun parçaları olarak ele alınır. Bu portrelerdeki kadınlar, mesleklerinden bağımsız olarak karşılaştıkları zorluklara karşı güçlü ve kararlı bir duruşla var olurlar. Tepkileri, bireysel bir dirençten çok, birbirini besleyen ve bütünlük içinde güçlenen ortak bir hâle dönüşür. Sergi, bu birlikteliği ve dayanışmayı görsel bir dil aracılığıyla görünür kılar; kadınların birbirlerine temasını ve birbirlerinden aldıkları ilhamı vurgular. Portrelerde kullanılan ışıklı duman katmanı, sergi boyunca süreklilik hissi yaratan bir akış oluşturur. Duman, bir portrenin hikâyesini diğerine taşıyarak kadınlar arasındaki görünmez bağları görünür hâle getirir ve izleyiciye bütünlüklü bir anlatı deneyimi sunar.

    Motra Aurora brings together aurora, symbolizing the emergence of light, and motra, meaning sisterhood, to define a collective state of transition that flows continuously between the portraits. The exhibition features twenty-four women from different cultures, life experiences, and professional backgrounds. While each portrait makes the individual story of each woman visible, it also reveals the invisible connections between them. Every portrait reflects a personal life experience and professional journey, while simultaneously existing in dialogue with the others. These women are presented as parts of a community gathered around the same table — sharing experiences, supporting one another, and creating a sense of collective strength. Regardless of their professions, the women in these portraits stand with resilience and determination against the challenges they face. Their responses evolve beyond individual resistance into a shared presence that nourishes itself through solidarity and grows stronger as a whole. The exhibition makes this unity and solidarity visible through a visual language that emphasizes the women’s connection with and inspiration from one another. The illuminated layer of smoke used throughout the portraits creates a continuous flow across the exhibition. Carrying the story of one portrait into the next, the smoke reveals the invisible bonds between the women and offers the viewer a cohesive narrative experience.

    Işığını paylaşan,  Aslıhan Niksarlı,  Bahar Eriş,  Balçiçek İlter,  Banu Acar,  Burcu Boyama,  Burcu Özdemir,  Buket Erol,  Deniz Çeliker,  Elif Gözek,  Hale Ürkmezgil,  Hasret Baş,  Hilal Peker,  Işık Şimşek,  İlkay Günerli,    İrem Koçyiğit,  Nazlı Okur,  Nazmiye Kılıç,  Nida Eliz Üstündağ,  Pelin Akın Özalp,  Raziye Turayeva,  Rumeysa Çamdereli,  Şahende Şahin,   Şebnem Ceceli  ve  Sevinç Erbulak'a   sonsuz teşekkürler.

© 2025 by Sena İyikul

bottom of page